|
|
12 EYLÜL ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ REFERANDUMU
EVET
86% [6 Oylar]
HAYIR
0% [0 Oylar]
KARARSIZIM!
14% [1 Oy]
Oylar: 7
OY vermek için ÜYE olmanız gerekmektedir! Başlama Tarihi: 11/07/2010 08:38
|
|
 
Türkiyedeki GSM operatörlerinin Sunmuş Olduğu Hızlı Mobil İnternet ve Görüntülü Konuşma Hizmeti Olan 3G Servisini, Bugün İtibariyle Yüksekovalılar Bu Hizmeti Kullanmaya Başladılar... |
|
|
ŞİŞTİNİZ Mİ DÜDÜK MAKARNALARI? |
|
Başlık Engin Ardıçr'tan ödünç alınma, kusura bakmasın çünkü son gelişmelere "cuk" diye oturuyor.
Aslında yine şiştiniz mi diye sormak lazım çünkü şişmekten bir hal oldular.
2002'de şiştiler, 2007'de şiştiler, kapatma davası açtırdıklarında şiştiler, Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanlığına seçtirmeme işinde şiştiler, Danıştay baskınında şiştiler...
Şimdi de Balyoz darbe planı ve siyasete müdahale belgesinde şiştiler.
Basının ve siyasetin şişme bebekleri
bunlar.
Sonunda Balyoz ve Çiçek'in belgesinin gerçek olduğu kesinleşti.
Kim kesinleştirdi, askeri yargı.
Belgeler ortaya çıkınca esip gürleyen Genelkurmay Başkanlığı, kısa bir yazılı açıklamayla geçiştirdi.
Neymiş, belgede gerçeklik unsuruna rastlanmış ama bağımsız askeri mahkeme tutuklama kararını yerinde görmemiş.
Olsun buna da şükür.
Ne diyeceklerdi, "Kağıt parçası dedik, gerçek çıktı. Özür dileriz mi?"
Yani neymiş?
"Allah Allahr" diye bağıran ordunun kimi mensupları kendi camiini bombalama planı
yapabilir, kendi jetini düşürme hazırlığı
yapabilirmiş.
Bu ne demek biliyor musunuz?
"Allah Allahr" diye bağıran ordu mensuplarının 12 Eylül öncesi neler yapmış olabileceğini düşünmeniz gerekir demek.
Bu kanları kim döktü, Çorum'u Kahramanmaraş'ı kim örgütledi, ortaya çıkarmak gerekir demek.
Ayrıca ne demek biliyor musunuz?
Darbenin açık ve yakın bir tehdit olduğu demek.
Ayrıca ne demek biliyor musunuz?
Sivil darbe tehdidinden bahseden emekli yayın yönetmeni ve saz arkadaşlarının kıç üstü oturduğu demek.
"Canbaza bak" diyerek asıl tehlikeyi gözden saklamaya çalıştılar hep.
Ergenekon'u Kafes'i, Balyoz'u, siyasete müdahale planını yok saydılar.
Hrant Dink'i maceracı çocukların öldürdüğünü, Danıştayr'ı irticacıların bastığını yazdılar.
Gerçekleri gizleme ve çarpıtma komitesi gibi çalıştılar.
Şimdi gerçek gelip tokat gibi yüzlerine çarptı.
Darbe şakşakçılıkları, Ergenekon sempatizanlıkları, karargah bağlantılı yazıları ortaya çıktı.
Utanma duyguları olmadığı için yüzleri kızarmaz.
Vicdanları karardığı için yürekleri sızlamaz.
Gerçeği çarpıtma çabalarına devam ederler.
Sorun şudur?
Şimdi ne olacak?
Türkiye bu darbeci zihniyeti tasfiye etmeden huzura erebilir, hukuku üstün kılabilir, demokrasinin üstünlüğünü sağlayabilir mi?
Hayır!
Son gelişmeler, Türkiye'de asimetrik bir savaş olduğunu ortaya koydu.
Elinde silah olan kimi Silahlı Kuvvetler mensuplarının topluma karşı açtığı savaş bu.
Darbe ve kaos ortamı yaratmak için cami bombalamaktan, kendi savaş uçağını düşürmekten kaçınmayan bir anlayış bu.
Siyaset ve medya dünyasında da işbirlikçileri var.
Bir süre daha da olmaya dikkat edecekler.
Onun için durmak yok, mücadeleye devam.
ERGÜN BABAHAN - SABAH GAZETESİ
SABAH GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAN ALINMIŞTIR.
|
|
|
ASKERİ SAVCILIK DA DARBE PLANI DEDİ |
|
Balyoz Güvenlik Harekâtı Planı'yla ilgili 1. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı'nca oluşturulan bilirkişi heyeti, yaptığı inceleme sonucunda, belgelerin seminer değil darbe planı olduğu sonucuna vardı.
Askeri Savcılık, bu doğrultuda hazırlanan bilirkişi raporunu, özel kuryeyle önceki gün "Balyoz Eylem Planı" soruşturmasını yürütülen Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na gönderdi.
12 EYLÜL'DEN ESİNLENİLDİ
Balyoz Güvenlik Harekât Planı'nın, 12 Eylül 1980 askeri darbesine için hazırlanan "Bayrak Harekât Planı"ndan esas alınarak hazırlandığı iddia edilmişti. Balyoz Eylem Planıyla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'yla eş zamanlı olarak 1. Ordu Askeri Savcılığı da harekete geçti.
Askeri savcılık, Taraf Gazetesi'nden belgelerin bulunduğu 4 adet DVD'yi istedi. DVD'yi incelemeye alan askeri savcılık, Taraf gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan'ı da tanık olarak dinledi. Gazeteci Mehmet Baransu, ıslak imzalı orijinal belgeleri, bir valiz içerisinde Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na vermişti.
Askeri savcılık bu orijinal belgelerin de bir suretini istemişti. Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, belgelerin ve CD'lerin bir kopyasını aldıktan sonra orijinal belgeleri adli emanete almıştı. Özel Yetkili 3 Cumhuriyet Savcısı tarafından bir ay boyunca belgeler incelendi. Bu süre içinde ıslak imzalı orijinal belgeler ile ses kayıtlarının da bulunduğu CD'ler, Emniyet Kriminal ve TÜBİ- TAK'ta incelettirildi. İnceleme sonucunda belgelerin 1. Ordu Komutanlığı'nda bilgisayarlarda hazırlandığı tespit edilince 22 Şubat pazartesi günü sabah erken saatlerde 6 ilde eş zamanlı olarak operasyonlar yapıldı. 20'si muvazzaf 48 subay gözaltına alındı. Şüphelilerin, emniyette ifadeleri alındığı saatlerde
Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılara askeri savcılık raporu ulaştırıldı. Emniyet Kriminal ve TÜBİTAK'tan sonra Asker Savcılık tarafından oluşturulan "Bilirkişi Heyeti" de Balyoz Güvenlik Harekâtı Planı belgelerinin orjinal olduğunu ve darbe planı olduğunu belirledi.
(Sabah)
|
|
Pazartesi gününden bu yana Balyoz Darbe Planı'nı hazırlamak, katılmak ve uygulamaya koymakla suçlananlar Beşiktaşr'taki İstanbul Adliyesir'ne getiriliyor.
Şu ana kadar çok sayıda tutuklu var.
Birçoğu da üst düzey rütbeli.
Bugün sevkedilenler düne kadar ordunun en kudretli paşalarıydı.
İbrahim Fırtına, Özden Örnek ve Ergin Saygunr'dan sözediyorum.
Türk tarihinde ilk kez bir darbe gerçek anlamda yargı önünde hesap veriyor.
Kuvvet komutanları, ordu komutanları Türk yargısı önünde ilk kez sigaya çekiliyor.
60 sonrasında olanlardan söz etmiyorum.
O tarihte ceza kesilenleri, asılanları ordu içindeki hiyerarşi mağduru olduklarını bilecek kadar yakın tarihe vakıfım.
12 Eylülr'ü yaşamış, 28 Şubat'ın acı tecrübesini hissetmiş biri olarak adliyeye getirilen üst düzey komutanları sadece gazeteci gözüyle değil aynı zamanda darbe mağduru birisi olarak da izledim.
İnanın komutanların o perişan, ürkek hallerini görseniz "Dünün Türkiye'yi titreten kudretli paşaları bunlar mıydı?" diye sorardınız.
Paşaların bu halleri neredeyse hiçbiri kameralara yansımadı.
Savcılık sorgusunda komutanların birkaç efelenme girişimi ise akim kaldı.
Hele savcılık sorgusunun ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevkedilenlerin yüzlerini görmeniz lazımdı.
Böylesi acziyeti her halde yaşayacaklarını hiç düşünmemişlerdi.
Yüzlerindeki ifade korku-şaşkınlık karşımı ruh halini yansıtıyordu.
Onlar da inanamıyordu olanlara bence.
Aralarında mahkeme sırasını beklerken adliye bahçesine çıkıp sigara içenler de vardı.
İnanın sigarayı dudaklarına götürürken, elleri titriyordu.
Yaşlılıktan mı yoksa yaşadıkları karşısında geçirdikleri şoktan mı bilinmez!
Korumalar ise komutanlarının perişan halinin görüntülenmesini engellemek için bin türlü numara çekmek zorunda kaldı.
Vücutlarıyla etten duvar ördüler, şemsiye açtılar, ellerindeki çantalarla komutanlara siper oldular.
Adları koruma, görevleri ise paşaların perişan hallerini kameraların objektiflerinden engellemekti.
Korumaların asker olduğunu söylememe gerek yok sanırım.
Yani vatani görevini yapmak için şerefli Türk ordusunda görev yapan Mehmetçikler.
Ne hazin bir çelişkiydi adliyede yaşananlar.
Türk milletine karşı darbeye teşebbüs edenlerin onuru yine bu milletin evlatlarınca korunmaya çalışılıyor.
Bakmayın siz adı ulusalcı kendisi ne olduğu belli olmayan tayfanın son günlerde çıkardığı gürültüye.
Adliyede bizzat gördüğüm görüntüler Türkiye'de gerçekten bir şeylerin değiştiğinin göstergesi.
Genelkurmay'da üst düzey komutanların İlker Başbuğ'un başkanlığında toplanması tam bir rüzgar.
Yani Türk yargısına karşı elinden bir şey gelmeyenler Genelkurmayr'daki toplantının üfürülmüş yorumlarıyla teselli buluyor.
Evet Türkiyer'de çok şey değişiyor. Ve bu değişim inanın bu milleti çok daha güzel günlere götürecek.
Ahmet GEMİCİ / Haber 7
|
|
|
Genç Kürt Siviller Rahatsız! |
|

Sevgili Türkler
Kürt olarak doğmak bizim tercihimiz değildi. Tıpkı Türk olmak da sizin tercihiniz olmadığı gibi. Bu topraklarda yaşamaya biz karar vermedik, tıpkı sizin de karar vermediğiniz gibi. Yanlış anlamayın, Kürt olmaktan gurur duyuyoruz, bu topraklarda yaşamaktan da hayli memnunuz. Niçin? diye sorarsanız bunun bir cevabı yok. Tıpkı bir Japon’un Japonluğundan, bir Kenyalının siyahlığından gurur duyması gibi. Tıpkı bir arabın çölüne, bir Norveçlinin buzullarına aşık olması gibi. Yapmadığımız tercihler, vermediğimiz kararlar neticesinde yan yana düştük. 1000 yıldır birlikte yaşıyoruz. Bu güzel ülkede yaşayan Kürtler olarak mutluluklarda küçük, acılarda büyük ortağız. Ama ortağız işte. Dünyanın en yaşlı topraklarının sakinleriyiz. Kimler geldi, kimler geçti ama hep insanlık, iyi niyet, hoşgörü ve merhamet kaldı. Ta ki son yüz yılda dünyayı bir radyasyon bulutu gibi saran milliyetçilik bizi de hasta edene kadar. Ortaklığımızın kimyası bozuldu, ağızımızın tadı kaçtı. Aramızdaki gerilimi siyasi ve ekonomik ranta çevirenler oldu. Tabii ki; olan yine bizlere oldu. Yüz yıl sonra bugün önümüzde bir fırsat duruyor. Bu fırsatın etrafı küfeler dolusu hamaset cümleleriyle, dağlar gibi gururla ve kalp kırıklıklarıyla çevrili. Kadim dostların barışmasına mani olan duvarları yıkmak ve fırsatı yakalamak ise bizim elimizde. Sevgili dostlarımız, komşularımız, arkadaşlarımız, Çözümün elimizde olduğunun farkında olan erkekler ve kadınlar beyinlerimiz üzerinde büyük bir iktidar savaşına girişti, duyuyor musunuz? Hiç bir acımızı, çilemizi tatmamış; ırkından, dininden, dilinden, mezhebinden, başörtüsünden hatta Türkçe aksanından dolayı hor görülmenin ne demek olduğunu bir kere bile yaşamamış seçkin köşe yazarları, komutanlar, siyasetçiler, baro başkanları, fabrika patronları biraz daha ölmemiz için bizi ikna etmeye çalışıyorlar,görüyor musunuz? Kendi oğulları için Ege sahillerinde yazıcı masası ayarlarken, sizin oğullarınızı Hakkari dağlarına kutlama yaparak göndermenizi alkışlıyorlar, anlıyor musunuz? Bıraksanız 150 yaşına kadar yaşamak için herşeyini verecek hayatpereslerin, genç insanların cenazelerinin arkasından düzdükleri şehit ağıtlarının ne kadar sahte olduğunu hissediyor musunuz?
Bu insanlara; Türklüğünüz de sizin olsun Kürtlüğünüz de, biz insanız ve insanca birlikte yaşamak istiyoruz demeye var mısınız? ... Bir Kürt olarak bu mektubun altına imzamı atarım.
|
|
|
|
· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 3
· Çevrimiçi Üyeler: 0
· Toplam Üye Sayısı: 435
· En Yeni Üye: deneme
|
|
DUVAR'a mesaj asmak için ÜYE olmanız gerekmektedir!
|
|