05 Eylül 2010
Namaz Vakitleri
Ana Menü
· YÜKSEKOVA
· HABERLER
· RESİMLER
· İDDAA
· LİNKLER
· S.S.S.
· ARAMA
· İLAN EKLE
· HABER GÖNDER
· LİNK EKLE
· RESİM EKLE
· ETKİNLİK TAKVİMİ
En Son Eklenen İlanlar
İlan Bulunamadı
RADYO
Winamp için TIKLA
Dj
Duyuru Paneli


Yüksekova Radyo Açıldı :)

Yüksekova Radyo'ya Bay ve Bayan Dj'ler Aranıyor!!!

POKER Salonumuz Açıldı :)

Sesli ve Kameralı OKEY Salonumuz Açıldı :)

TAVLA Salonumuz Açıldı :)

BATAK Salonumuz Açıldı :)
Anket
12 EYLÜL ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ REFERANDUMU

EVET
EVET
86% [6 Oylar]

HAYIR
HAYIR
0% [0 Oylar]

KARARSIZIM!
KARARSIZIM!
14% [1 Oy]

Oylar: 7
OY vermek için ÜYE olmanız gerekmektedir!
Başlama Tarihi: 11/07/2010 08:38
Sağlık
Kürtçe - Kurdi
Online Ferheng - Sözlük
Kültür - Sanat
Hava Durumu
ANKARA
SPOR HABERLERİ
Son 5 Firma
SON JAKOBENLER
GünlükSon Jakobenler

Fransa ihtilalinden sonra devrimi pekiştirmek için kendileri gibi düşünmeyen çok kişiye hayat hakkı tanımayan zorba, müstebit ama iyi niyetli gaddarların son neslinin örneklerini Türkiye gösteriyor. Rusya bile terketti ama Türkiyemizde maalesef rağbet görmeye devam ediyorlar.

Deniz Baykal örneği:

Evli bir kadınla karısını aldattığına dair kuvvetli deliller var, kendisi olayı inkar etmedi sadece komplo kurulduğunu söylemekle yetindi. Kendisi ile beraber olduğu iddia edilen Nesrin hanıma "O kadın" diye hitap etmesi çok incitici idi. Kadın onurunu yok sayan bu tavıra parti içinden bayan milletvekillerinin ve eşi Olcay hanımın tepkisiz kalması "Baskıcı ve tekelci" yani Jakoben yaklaşımının saldığı korku ile açıklanabilir. Diğer taraftan din adamlarının siyasetin "s" ile bile ilgilenmemesi kuralının ihlalini gördük. Ayrıca siyaset adamının iyi niyeti ihlal etmesinin örneğini de gördük. "Philadelphia beni teselli etti" sözü aslında çok gerekli olmayan, iki saygın din adamının, komplo bile olsa "Zina yapanara" geçmiş olsun mesajı göndermeleri üzerine söylendi. Mesajın aklanma amacı için kullanılması siyasetçi fırsatçılığı idi. Kendisini eleştiren ve istifa et diyenlere "Size ne oluyor koskoca hocalar bile beni mağdur ve mazlum gördüler," demiş olundu. Siyasetin gücü çıkarına kullanma kuralının aklanma amacı için tatbik edildiğinin örneğini gördük. Jakoben ve tekelciliğin başka bir örneğini yaşadık. "Amaç için her şey meşrudur." diyen adil ve hakkaniyetli olma kaygısı taşımayan Jakoben algı budur.

Onur Öymen örneği:

Dersim de 1920'li yıllarda Hardal Gazı kimyasalı ile zehirlenen insanların öldürülmesini doğal kabul eden anlayış jakoben zihniyet değil mi?

Önder Sav örneği:

Kırıkkale de bir partili köylünün Hacca gitme talebini alaya alan ve bu nedenle özür dilemeyen düşünce yapısı elitist, ayrımcı aşağılayıcı Jakoben özelliklerdir.

E.Koramiral Atılla Kıyat örneği;

Vatan Gazetesinin 16 Mayıs 2010 tarihli haberine göre, Sayın Atilla Kıyat'n yeni yazdığı kitapda 12 Eylül 1980 ihtilalı olduğunda "Eğer ihtilalı Ülkücüler yapsaydı Savorana yatı ile İtalya'ya sığınacaktım," sözü darbeci, tekelci ve baskıcı düşünce sisteminin bir itirafı idi. Ülkücüler yaparsa suç, Kemalist darbeciler yaparsa suç değil. Ne kadar bölücü ayırımcı ve kategorize edici bir zihin yapısı siz tasvir ediniz.

Bu örnekler çoğaltılabilir.

Çözüm sorunun içindedir. Herkes Kadınları sömüren işi bitince "kadın" diyen, ayrımcılık yapan, ortalama Anadolu insanını küçük gören, her şeyi siyasi malzeme yapmaktan rahatsız olamayan despot tekelci ve acımasız Jakobenizm Türkiye'nin önünden çekilmesini istemeli.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan - Haber 7 ntarhan@gmail.com
YARIŞMA İLANI
"DARENDE'DE TARİH, KÜLTÜR VE DOĞA KONULU
ÖDÜLLÜ FOTOĞRAF VE YAĞLI BOYA RESİM YARIŞMASI"

Darende Kaymakamlığı, Darende Belediye Başkanlığı ve Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı tarafından "DARENDE'DE TARİH, KÜLTÜR VE DOĞA KONULU ÖDÜLLÜ FOTOĞRAF VE YAĞLI BOYA RESİM YARIŞMASI" düzenlendi. Düzenleme Kurulu tarafından yapılan açıklama şöyle:

Yarışmanın Konusu: Darende ilçesindeki (kasaba ve köyleri dâhil) tarihî, doğal ve kültürel güzelliklerin tanıtılması.
Yarışmanın Amacı: Darende ilçesindeki (kasaba ve köyleri dâhil) tarihî, doğal ve kültürel güzelliklerin fotoğraflanması ve resimlenmesi suretiyle bu güzelliklerin öncelikle korunması, tüm dünyaya tanıtılması ve yenilerinin eklenmesi amaç edinilmiştir. Her katılımcı 5 eseriyle yarışmaya iştirak edebilecektir. Yarışma başvuru formu ve şartnamesi ile ilgili geniş bilgiye
http://www.darendekulturyarismalari.org adresinden ulaşılabilir.
Yarışma Ödül töreni 19 Haziran 2010, tarihindeki 9. Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi Kültür Etkinlikleri programı içerisinde yapılacaktır.


Fotoğraf Yarışması Ödülleri:
1. 3 Adet Cumhuriyet Altını
2. 2 Adet Cumhuriyet Altını
3. 1 Adet Cumhuriyet Altını

Mansiyon:
Darende Tarihi Kitabı

Yağlı Boya Resim Yarışması Ödülleri:
1.  5 Adet Cumhuriyet Altını  
2.  3 Adet Cumhuriyet Altını
3.  2 Adet Cumhuriyet Altını 
Mansiyon:
Darende Tarihi Kitabı

Yarışma Takvimi:

Yarışmaya katılım başlangıç tarihi: 15.Nisan.2010
Yarışmaya eser son kabul tarihi: 15.Haziran.2010
Jüri değerlendirme tarihi: 15-18 Haziran.2010
Derecelerin ilan tarihi ve ödül töreni: 19 Haziran 2010
 
YAVRUM BURJUVAZİ-> ENGİN ARDIÇ
GünlükTürkiye Sanayiciler ve İşadamları Derneği'nin yönetiminde sıradan deyimiyle bir "görev değişikliği" oldu, Aydın Doğan'ın kızı gitti, Cem Boyner'in hanımı geldi...

Sayın Yalçındağ ve Sayın Boyner hiç kusura bakmasınlar, olayın "Türkçesi" budur. "Aslolan" baba ve kocadır bu çekişmede!

Bu olay, Aydın Doğan'ın eski gücünü yitirdiğini, tırpanlandığını, dişlerinin söküldüğünü, "büyük sermayenin" sözcülüğünde gene "daha köklülerin" ağır bastıklarını gösterdi... Ama burjuvazinin de ağır sanayici falan değil "tekstilci" ağırlıklı olduğunu, yani ekonomi-politik bilimi açısından "manüfaktürden fabrika üretimine geçeli çok da olmadığını" hatırlattı...Olayın sosyo-ekonomik ve de alafortanfonik çözümlemesi budur, gazetelerin ekonomi servisleri istedikleri kadar kibarlık etsinler.

Ümit Hanım'ın göreve gelmesi bir iyimserlik ve heyecan dalgası yarattı: Çok şükür burjuvazi titreyip kendine geliyordu!
Fakat gördük ki, hamam ve tas aynı, yalnızca tellak kadrosunda vardiya değişimi sözkonusu...
Ümit Hanım (ve çevresi), Anayasa değişikliği tasarısını beğenmedi.

"Yepyeni" bir anayasa istiyor, fakat günümüz koşullarında bunun hiç mümkün olmadığını gözden kaçırıyor. Tıpkı kocasının on beş yıl önceki ölü doğmuş, acul girişimi YDH gibi bir "hoş ama boş konuşma" sözkonusu.

"Bulduğuyla yetinmek" kavramı da kitabında yok herhalde...

O zaman da, politikası kolaya kaçmaktan ileri gidemiyor. Eleştirici ama yapıcı değil.

Yahu bu, dünyayı idare eden koskoca burjuva sınıfı değil midir? "Hesapça" Türkiye'yi de bunlar idare etmiyorlar mı?

Niçin ağırlığını koyamıyor? Niçin, devrim romantikleri tarafından "ağır ellerini toprağa basıp doğrulacağı" varsayılan "halk" gibi şöyle bir ayağa kalkamıyor? Niçin bütün
yapabildiği "sızlanmaktan" ibaret kalıyor? Niçin otuz yıl önce bu anayasaya ağzını açmamış, tavrını koymamıştı da şimdi değişiklik önerisine burun kıvırıyor?

Ümit Hanım niçin anayasada eksik ve yetersiz olsa da buncacık bir değişikliğe bile taş koymaya çalışan bürokrasiye ve medyaya "höt" diyemiyor?
Haaa, demek ki, ülkemizde burjuvazi bürokrasiye karşı çıkar gibi görünse de aslında ona bakıp hizaya geliyor, hâlâ çıtkırıldım, hâlâ zayıf...

Tövbe, "İstanbul burjuvası" diyecektik.
Burjuvazinin bayrağı yeni bir zümrenin eline geçmiştir: Tarih boyunca daha ancak şimdi şimdi kendine gelebilen Anadolu şehirlerinin sanayici ve işadamlarının... O şehirlerin yokedilmiş olan gayrımüslim burjuvasının yerini almış Türk ve Müslüman eşrafının... Toparlanmaları doksan yıl sürdü!

Bu hükümet de "esas olarak" onların hükümetidir.
Yükselen sınıf hırslıdır, dinamiktir ve dindardır.
Cumhuriyetin ilk dönemini simgeleyen "bürokrasi sultası altında pısırık zengin" kimliğini de

İstanbullu zenginlere bırakmış ilerlemiştir... Artık eşraf değildir, bürokrasinin "himayesine" ihtiyacı yoktur, Ermeni meselesinin hesabının sorulmasından da korkmamaktadır.

İstikbal bu zümrenindir.

Yakın zamanda MÜSİAD, TÜSİ- AD'dan çok daha ağır basacaktır toplumda.

İstanbullu burjuvalar "Aydın Bey'in kerimesi mi, Cem Bey'in refikası mı yoksa Güler Hanım'ın kendisi mi" diye tartışadursunlar...

Sevgili okul ve kantin arkadaşlarım Cem Boyner ve Güler Sabancı'nın hoşgörülerine sığınarak arz ederim efendim...

İmza: Engin Ardıç, işçi emeklisi
KÂĞIT REÇETE TARİH OLUYOR
SağlıkİŞKUR, SGK il müdürleri ve Afyonkarahisarlı işadamlarıyla bir araya gelen Bakan Ömer Dinçer, karekod uygulamasıyla temelleri atılan yeni sistemle ilgili vatandaşa müjde verdi. Bakan Dinçer, kayıt dışılığın başka sektörler kadar olmasa da ilaç sektöründe de olduğunu dile getirdi. Dinçer şunları söyledi:

1-1.5 YILLIK SÜREÇ

"Yurtdışından kayıt olmadan ithalatlar yapılabilmekte veya kaçak ilaçlar getirilebilmekteydi. Hem bunlar hastalarımızın sağlığını tehlikeye atan sonuçlar doğurabiliyordu hem de birtakım kayıplara sebebiyet veriyordu. Bunların önünü bütünüyle kesmiş olacağız ve böylece bu alanda belki de 1- 1.5 yıl sonra 'i-reçete' uygulamasına geçme imkanımız olacak." Bu uygulamaya geçildikten sonra reçetelerin tarihe karışacağını aktaran Dinçer, "Doktor muayene için gelen hastanın reçetesini kendi bilgisayarına yazdığında o kişi kimlik numarası ile eczaneye gidecek, ilacını hiçbir kağıt olmaksızın eczaneden alacak" dedi.

TEK TUŞLA GÖNDERİLECEK

Bakan Ömer Dinçer, eczacının reçeteyle ilgili tüm bilgileri bir tuşla SGK'ya göndereceğini de sözlerine ekledi. Dinçer şöyle devam etti: "Biz de onları toplayacağız, kontrolüne gerek kalmayacak. Efendim burada kayıt dışılık var mı ya da yanlış uygulama var mı demeye gerek kalmayacak. Çünkü reçeteyi uygularken her şey kontrol edilecek ve o zaman da biz eczanelerimizin ücretlerini mümkün olduğu kadar çabuk bir dönemde inceleme fırsatı bulacağız ve denetim masraflarından da kurtulacağız."

Karekod için 15 Mayısr17;a kadar süre

Bakan Ömer Dinçer, SGK'nın 15 Mayıs'tan itibaren karekodsuz ilaç satan eczanelerin parasını ödemeyeceğini açıkladı. Türkiye'de üretilen veya resmi olarak ithal edilen her ilacın kutusuna bir kimlik numarası verileceğini belirten Dinçer, bu numaranın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda kaydı olacağını vurguladı. Dinçer, r0;İlaç üretildiği anda bir kutuya işlenecek, bir de bizim kütüğe işlenecek. İlaç deposuna aktarıldığında ilaç deposu karekodu okutacak ve bizim kütükte kayıtlı olup olmadığına bakacak. Eğer bizim kütükte kayıtlı değilse onu satamayacak"dedi.

SEKTÖR KAYIT ALTINDA

Eczanenin ilacı alırken kontrol edeceğini ve sadece bakanlıkta kaydı bulunan ilacı rafına koyabileceğini bildiren Dinçer, "Mayıs 15'ten itibaren karekodsuz ilaçların parasını ödemeyeceğiz" dedi. Böylece Türkiye'de ilaç sektörünü bütünüyle kayıt altına alacaklarını belirten Ömer Dinçer, "Daha rasyonel bir zemine oturtacağız ve bu zeminin üzerinden bu sektörle ilgili öngörülebilen sonuç almayı, daha nitelikli kararlar almayı umuyoruz" diye konuştu.
BAY ve BAYAN Dj'ler Aranıyor!
YÜKSEKOVA RADYOdj başvurusu

Yüksekovanın İlk İnternet Radyosunda Gönüllü Olarak Program Yapabilecek BAY ve BAYAN Dj'ler Aranıyor!...

Dj'lik Başvurularınız İçin:

radyo@yuksekova.eu
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola





Çevrimiçi Kullanıcılar
· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 2

· Çevrimiçi Üyeler: 0

· Toplam Üye Sayısı: 435
· En Yeni Üye: deneme
DUVAR
DUVAR'a mesaj asmak için ÜYE olmanız gerekmektedir!

15/08/2010 13:27
merhaba sitemize yeni özellikler ekledik..umarım beğenirsiniz Wink
Facebook Sayfamız
www.yuksekova.eu

Sayfanızı Da Tanıtın
Yaşam
Hastane E-Randevu
FAL

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

EKONOMİ GÜNDEMİ
DÖVİZ
ALTIN
Sayfa oluşturulma süresi: 0.07 saniye 812,314 Tekil Ziyaretçi